Seleukos

Seleukos

E-Mail: Diese E-Mail-Adresse ist vor Spambots geschützt! Zur Anzeige muss JavaScript eingeschaltet sein!

Sevgili RAB'de kardeşlerim, sevgili ZeROChA üyeleri ve severleri,

başkanımız Dr. Adnan Sert ve tüm yönetim Kurul arkadaşlarım adına, Pasakalya bayramını sizin ve ailelerinizin en içten dileklerimiz ile kutlarız. Bu bayramda Hristiyan dünyasının en önemli bayramını batı kilisesi Gregoryen takvimine göre, biz Doğu Kilisesi, jülyen takvimine göre kutlarız. Dolayısı ile Katolik ve protestan kardeşlerimiz İsa Mesih'in dirilişini geçen hafta, biz Ortodoks dünyası, bu hafta kutlamaktayız.

İsa Mesih'in çarmıha gerilişi ve 3 gün sonra dirilişi Hristiyan inancın temelidir. İsa Mesih günahlarımızın afedilmesi için çarmıha gerilmiş yani insanoğlu'nun işlediği günahların cezasını üstlenmiş ve bizim için bu ızdırapı çarmıhta çekmiştir.

İsa Mesih'in bize olan en önemli mesajı; birbirimizi afetmemizi ve sevmemizi buyurmuştur. İnsanlar arasında sevgiyi ve saygıyı her insana karşı, hangi din veya kökenden olursa olsun o insanı eşit olarak görmek ve komşumuzu kendimiz gibi sevmemiz gerekmektedir İsa Mesih'in bize buyurduğu gibi....

Son yıllarda Avrupa da hızla artan anisemitizm ve anti – islamı görebiliyoruz ancak bu çok endişe vericidir. İsrail ve Filistin savaşı nedeni ile tüm yahudileri bu hussusta sorumlu tutmak çok hatalı bir bakışaçısı olduğunu belirtmek isteriz. Ayrı olarakta islam karşıtı bir ideoloji ortaya çıktığını görüyoruz. Maalesef bütün müslümanları radikaller ile birlikte bir saymak yapabileceğimiz en büyük hataların birisi olabilmektedir. Demokrat ve liberal olan ve müslüman inancına mensup olan kişileri dışlarsak, radikallerin hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacağımızı belirtmek isteriz. Dolayisiyla bizim gibi düşünen kişilere kucak açılmasının taraftarıyız ancak ölyle bölgelerimizde ve dünyada barış sağlanabilir.

Paskalya'nın kutlayışı elbet önemlidir. Ben ve Yönetim Kurul arkadaşlarım İsa Mesih'in Diriliş yortunu kiliselerimizde dua okuyarak kutlayacağız. Ortadoğu'da; Suriye, Irak ve Filistin'de savaşlar oldukça ve ülkemizde terör saldırıları oldukça ve bu durumda insanlar öldükçe bizde doğru dürüst kutlamalar mümkün maalesef olmayacaktır.

Dualarımız savaşların bittiği, Dünyada sınırların kalktığı insanoğlu'nun arzettiği yerde yaşaması, inançlar ve ırklar arasında kardeşlik ve toleransın yaygın olduğu ve geleceğimizin elele inşa ettiğimizi ve adeletin ölçümüzün olduğu bir gelecek için yanadır.
Hepinizin Diriliş bayramınızı kutlarız!

İsa Dirildi, Mesih Kam, Jesus ist Auferstanden!

Ferit Yuhanna Tekbaş

Unsere geliebten Brüdern und Schwestern in Jesus Christus,

allen Christen die Ostern nach dem Gregorianischen Kalender feiern, wünschen wir ein frohes und gesegnetes Osterfest und auch unseren jüdischen Brüdern und Schwestern die heute das Pessach - Fest feiern wünschen wir ein gesegnetes Fest. Wir von ZeROChA e. V. wünschen uns, das alle Menschen friedlich, respektvoll und mit Toleranz gegenüber anderen Religionen gemeinsam unsere Zukunft aufbauen. In unseren Gebeten ist die Hoffnung, dass für die Zukunft die Gerechtigkeit unser aller Massstab ist!

Friede sei mit euch und ein frohes Fest.

i. V. ZeROChA Vorstand

Ferit Yuhanna Tekbaş

Süryani Kadim Ortodoks Manastır Mor Gabriel'in Kısa Tarihçesi

 

Manastırın kökeni geç antik döneme kadar uzanır. Shmuel (Samuel) ve öğrencisi Samun (Simon) tarafından 397 yılında kuruldu. Önemi hızla büyüdü ve 6. yüzyılda, 1000 yerli ve Kıpti keşiş burada yaşadı. 615-1049 yılları arasında Tur Abdin'in piskoposluk kürsüsü olarak kadim ortodokslara hizmet verdi. Piskoposlardan biri olan Mor Gabriel (634'ten 668'e kadar keşiş), manastır adı ona borçlu ve 7. yüzyıldan beri onun adını almıştır.

 

Manastır, Tur Abdin'in Suriyeli Hıristiyanları için önemli bir merkezdi. Zamanında çok önemli bir kütüphaneye sahip, ancak bugün neredeyse bu değerli ve zengin kütüphaneden hiçbir şey kalmamıştır. Arasında olan değerli kitapların bazıları, İngiliz Kütüphanesinde saklanmaktadır. Manastır okulu bölgede ve Suriye kilisesinde teolojik eğitimde önemli bir rol oynamıştır. Birçok yüksek rütbeli din adamı ve akademisyen yetiştirdi  ve bunlar, dört patrik, bir Katolikos ve 84 piskopos dahil oluştur. Yaygın olarak bilinen Mabug'un Mor Philoxenus'u († 523) Kalkedon Konsilinin  tanınmış bir karşıtıydı. Ondan bir alıntı manastırın eski anlamını tanımlar: Manastırı onur ve korkuyla kim yedi kez ziyaret ederse, melekler  tarafından kurulan bu manastır, aynı hak sahibi olur ve Kudüs'ü ziyaret ediyormuş gibi sayılmaktadır.

 

Manastırın 6. yüzyıla ait olan kubbesi, başlangıcında inşa edilen, radyal katmanlı tuğlalardan oluşmakta olup, killi ve harç çekirdeği duvarlarına yaslanmaktadır. Kubbe iç çapı 11.50 m'dir.  Muhtemelen bu Roma İmparatoru Anastasius'un bir hediyesi ve bu bölge olan 506'dan fazla çok sayıda Hıristiyan kiliseler ve manastırların kuruluşu ona borçludur.

 

Manastır 1915'e kadar bağımsız bir diokese sahipti. 1915 ile 1919 arasında bölgede yaşanan olaylar yüzünden manastırda ve çevrede hristiyan kalmamıştı. 1919'dan sonra  tekrar hayatta kalmış süryaniler, yerleşimlerine ve manastıra geri gelmişlerdir. Manastırı yenileme ve genişletme çalışmaları 1950'lerde başladı, Mor Gabriel Manastırı'nın  rahip -seminer yeri kuruldu lakin Türk hükümeti tarafından 1980 yılında maalesef tekrar kapatıldı. Daha sonraki yıllarda su ve elektrik temini kuruldu, manastıra giden bir yol inşa edildi ve yanı sıra sakinlerin kendi kendine yeterlilik için bir bahçe oluşturdu. Geniş manastır bahçelerini, manastırın autarkisini ve büyükbaş hayvanların önemli alanlarını korumak amacı ile birkaç yıl önce manastırın etrafında bir duvar inşa edildi.

 

Bugün Süryani Ortodoks Hıristiyanları, Tur Abdin'de bir azınlıktır. Manastır, Tur Abdin'in başpiskoposu ve hac yeri, sosyal ve dini bir merkezdir.  Mor Timotheos Samuel Aktaş'ın Başpiskoposluğa adanması ile 1995 yılında Tur Abdin'in Midyat yerine fiili piskoposluğu oldu. 2007 yılında, piskopos ile yanı sıra manastırda üç rahip, yaklaşık 15 rahibe, 40 öğrenci ve üç manevi öğretmen ve işçiler dahi yaşamaktadır.

Kaynaklar: Suryoyo Uni Göttingen, Wikipedia

 

Hazırlayan

Ferit Yuhanna Tekbaş

Almanya, Oryental Hristiyan’ların merkez Konsey’inde yayınlanmış olan, “Hristiyan kimliği ve tarihsel dönüşüm:Ferit Tekbaş, Barışı Sağlamak“ adlı seri yazıdan almaca’dan tercüme edilmiştir.

 

2000 yıl önce, İsa Mesih Golgata tepesinde çarmıha gerildi. Dünyanın dört bir yanındaki Hristiyanlar için, çarmıha gerilmesi belki de inançlarının en önemli sembolüdür. Tanrı, insanın günahlarından dolayı oğlunu feda ederek insanlara özverilli sevgisini kanıtlamıştır. Haç Yolu'nda çektiği acılar o kadar ızdırap ve acıydı ki normal bir insanın buna katlanması mümkün değildir. Bizler Hristiyanlar için İsa Mesih aşağılanmış, işkence edilmiş ve çarmıha gerilmiş olan Tanrı oğludur.

 

Ancak şimdi Hristiyanlar için ölümün ve acı çekmenin sona erdiğini düşünenler yanılmaktadır. Hristiyanlar tüm dünyada hala zulüm görmekte ve çoğu zaman inançları için öldürülmektedirler.  Özellikle Ortadoğu'da, Hristiyanlar o kadar çok zulüm görmekteler ki, kişisel haçlarını günlük olarak taşımak zorundalar.

 

1900 yılında, Osmanlı İmparatorluğu tarafından yapılan nüfus sayım verilerine göre, Antakya bölgesinde Rum Ortodoksların nüfusu bir miyon kişiden ulaşmaktadır. Geçen yüzyılın başında Anadolu'da tam 360 Rum Ortodoks cemaat vardı. Bugünkü Antakya ve Mersinde takriben 12.000 Rum Ortodoks Hıristiyan yaşamakta ve  sadece yedi cemaat aktif durumda.

 

Irak, Lübnan, Suriye ve Mısır gibi diğer ülkelerde durum farklı değildir. Bunun nedenleri nelerdir? Bunun nedeni herzaman doğu'nun İslamlaşmasından kaynaklandığı iddia edildiği gibi mi?

 

Ne yazık ki bu soruyu "evet" ile cevaplamalıyım. İslam, Ortadoğu’daki Hristiyanlığı neredeyse tamamen ortadan kaldırdı ve yerinden etti. Ancak Hristiyanların küçük kısmı orda devamlı yaşamayı başarmıştır ancak bu başarıya nasıl ulaşabilmişlerdir?

 

Geri kalan Hristiyan kısımın hayatta kalması ve vatanlarında bir yaşam sürdürmesini sağlayan ve Hristiyanların hayatlarını ölümden kurtarmış olanlar, batı Hristiyanları değil, bunu genede ortdoğu müslümanların sayesinde olmuştur. Hayır, ılımlı Sünniler ve her şeyden önce Aleviler bizi kurtardı. Radikaller bizi öldürüldü ve geri kalanları ılımlı Müslümanlar kurtardı. Bundan ne öğrenebiliriz? Müslüman insanların tümünü bir kefeye koyup ön yargılı şekilde davranmamalıyız. Hayır, tabii ki insanlığa sahip iyi Müslümanlar var.  Ne tür inancın olursa olsun, içinde radikal olmak daima sonucu zulümdür ve inanç aslında  daima bize barışçılığı öğretmektedir.

 

Ortadoğu'daki Hristiyanlar öncelikle bir soruyu kendilerine yönlendirmeliler: Bölgelerimize nasıl barışın gelmesine sağlayabilir veya destekleyebiliriz?

 

Tüm azınlık dinlerin neredeyse ortadğuda tamamen söndükten sonra bir barış mümkün müdür?

 

Benim cevabım radikaller, hangi dine ait olduklarına bakılmaksızın, hiçbir güce sahip değilerse, barış elde edilebilir.

 

Size memleketim Antakya'yı anlatmak istiyorum. Bu, Ortadoğu'da bir barış örneği olması mümkün ve benim sorularımada bir cevapta olabilir.

 

Antakya, M.Ö. 325 yılında Seleukos Nikator tarafından kuruldu. O zamandan beri Antakya, Bizans, Araplar, Persler ve Türkler de dahil olmak üzere çeşitli medeniyetler ve krallıklar tarafından kontrol edildi ve yönetildi. Orada ki insanlar hangi dine ait olursa olsun geçmişi ne olursa olsun beraber yaşamayı, iletişim kurmayı, kabul etmek ve hoşgörülü olmayı öğrendi. Bu asırlar boyunca Antakya’da barışın bir çözümüydü. Tarihte Antakya ve çevresinde gerçekleşen tüm savaşların kaynağı hariçten idi ve kesinlikle yerli halkın bunda bir katılımı yoktu.

 

Farklı kökenlere sahip ve farklı din ve mezhep arasında böyle bir barış nasıl ortaya çıkabiliyor ve devamlı sağlanabiliyor?

 

İnsanları birbirine kaynatan zaman, fakirlik ve savaşlar oldu. Birbirlerinden öğrenmeyi, birlikte var olan sorunları çözmeyi öğrendiler. Birlikte saldırganlara karşı kendilerini askeri olarak savunuyorlardı. Ancak en önemli öğrendikleri şey, komşusunun dini inancını kabul etmeyi ve hoşgörmeyi öğrendiler. Aleviler orada bir dini bayram kutladığında Hatay’ın tümü bu bayramı tamamen kutluyor. Sünnilerin ramazan kutlamalarında da herkes katılmaktadır.  Hristiyanlar ve Yahudiler kendi dini bayramlarını  kutladıklarında Hatay halkı da buna müşterek olabilmektedir. Her şey birlikte yapılır: bir kutlama, cenaze veya başka şeyler olup olmadığı önemli değil. Bu konuyu daha da derinleştirmek arzusundayım. Samandağ'da yerel halk özellikle birbirlerine çok yakınlar. Bazıları ayrı dinlere mensup olduklarına rağmen, aynı şapellerde birlikte dua okuyabiliyorlar. Bu şapellerden bir tanesi Alevi Müslümanlar için Hz. Hızır, Hristiyan toplumu için Aziz Corç’tur. Müslümanların ve Hristiyanların aynı anda dua edebilmek için kullandıkları diğer şapeler de mevcuttur. Aleviler kendi Paskalya'sını veya İsa mesih’in vaftizini farklı bir tarihe kutluyorlar. İnsanlar birbirlerini hoşgörmek, birbirini kabul etmek ve hatta sevmeyi de öğrendi.

 

Hataylılar orada her türlü radikalizme karşı savaşıyor ve yeniden ortaya çıkmasına izin vermiyor. 11.05.2013 tarihinde Reyhanlı / Antakya'da düzenlenen bir bombalı saldırıda 50'yi aşkın kişi öldü ve 142 kişi yaralandı. Bu saldırının ardında kimi saklı olduğu olsun, amaç, oradaki insanları kışkırtmak ve birbirlerine karşı koymaktı.

 

Bu saldırının ardındaki radikal gruplar hedeflerine ulaşmadılar. Çünkü hatay halkı provoke edilemedi. Dini liderler bu konuda önemli bir rol oynamıştır: Sünniler, Aleviler, Yahudiler ve Hıristiyan dini liderler birlikte dayanışmayı gösterme amacı ile ve bunun radikal gruplardan ulaşan bir tuzak olduğuna işaret etmek için ortak bir basın açıklaması yapmışlardır. Antakya halkı bu mesajı çok iyi anladı. Reyhanlı'daki olay, Hatay halkını daha da birbirine yakınlaştırdı ve birlikte kaynattı.

 

Antakya, Ortadoğu için oldukça iyi bir örnek: : Hangi kökene mensup veya hangi dine ait olduğumuz önemli değil: Diğerinin kendimizle aynı haklara sahip olduğunu kabul etmek zorundayız. Komşumuzun kendine göre farklı bir din mensubu olması durumunda bunu kabul etmeliyiz.

 

Köklerimiz farklı olabilir, Mezhepler ve dinler de, ancak birbirimize katlanıp ve kabul etmeliyiz. Çünkü o zaman gerçekten şunu söyleyebiliriz: "Biz bir Halkız".

 

 

Antakyalı Rum Ortodoksların Kültür koruma ve  Geliştirime Merkez Konseyi (ZeROChA) ve Almanya, Oryental Hristiyanların Merkez Konsey (ZOCD) Yönetim Kurul Üyesi

 

Ferit Yuhanna Tekbaş

ZeROChA e. V. zu Gast bei den Kölner Rum Orthodoxe Gemeinden Hl. Georgios und St. Dimitrios, Seiner Seligkeit Patriarch Johannes X. von Antiochien und Eminenz Metropolit Isaak Barakat

 

ZeROChA e. V. hat im Oktober 2016 eine Hilfsaktion gestartet unter dem Motto „Frieden & Hilfe für die Kriegsopfer in Syrien.“  Es war ein langer, zum Teil steiniger aber doch zum Ende ein sehr erfolgreicher Weg gewesen im Namen der Kriegsgeschädigten in Syrien. Für diese Hilfsaktion wurden insgesamt 5000 Flyer, 300 Poster gedruckt und in ganz Deutschland verteilt. Ein Fernsehauftritt und ein Zeitungsinterview und viele Vorträge bei dem Rum Orthodoxen Gemeinden halfen dabei gemeinsam eine erfolgreiche Hilfsaktion zu meistern.

 

Das Ergebnis kann sich sehen lassen im Namen der Kriegsopfer. Insgesamt wurden 9.02 Tonnen Sachspenden in Form Kleidung, Decken und Fahrräder gesammelt die zum größtenteils neuwertig waren. Unter anderem wurden auch medizinische Geräte wie ein Ultraschallgerät und ein EKG–Gerät gespendet. An Lebensmittel-Spenden wurden eine Tonne - Makkaroni und vierhundert Kilo Reis gespendet. Die Sachspenden hatten insgesamt einen Warenwert von ca. 70.000 Euro und an Geldspenden kamen nochmals 6.000 Euro hinzu. Die Sachspenden wurden per Container nach Latakia / Syrien an unser Patriarchat in Damaskus adressiert und per Schiff verfrachtet. Der Container kam am 08.09.2017 in Latakia an.

 

Es war eine gute Gelegenheit das seine Seligkeit Patriarch Johannes X. von Antiochien, Vertreter der gesamten Rum Orthodoxen Christen vom Orient und Fernost vom 08.09.2017 bis einschließlich 14.09.2017 zu Gast in Deutschland war. Er war als Ehrengast zu einem Kongress in Münster eingeladen, an dem er auch während seines Besuches teilnahm. Wir haben seine Seligkeit den Patriarchen in Köln auf einem Empfang unserer Gemeinden Hl. Georgios und St. Dimitrios treffen können in Anwesenheit von sehr vielen Gemeindemitgliedern. Bei diesem Treffen konnten wir die erfolgreiche Hilfsaktion beenden, durch die Übergabe der Geldspende und symbolische Übergabe der Sachspende (Container). Vorstand der ZeROChA e. V. dürfte bei dem Empfang eine Rede über den Verlauf der Hilfsaktion und eine Dankesrede an alle Unterstützer der Hilfsaktion halten. Unser Dank gilt allen, die diese Hilfsaktion so erfolgreich unterstützt haben. Es haben sehr viele mitgewirkt unter anderem auch Mitglieder anderer Religionszugehörigkeiten wie Aleviten, Sunniten und Atheisten haben diese Hilfsaktion tatkräftig unterstützt. Ein großer Dank geht auch an unsere Rum Orthodoxe Kirchengemeinden in Köln Hl. Georgios und St. Dimitrios, Hamburg - St. Petrus, Innsbruck - St. Georgios, Stuttgart - St. Johannes Der Täufer, Mannheim - St. Petrus und Aschaffenburg -St. Paulus ohne ihre Hilfe wäre diese Hilfsaktion sicherlich nicht so erfolgreich gewesen wie sein sollte.  

Zum Schluss hat sich seine Seligkeit der Patriarch Johannes X. von Antiochien im Namen der Kriegsopfer in Syrien bei uns für die erfolgreiche Hilfsaktion bedankt.

 

 

Vorstand der ZeROChA e. V.

__________________________________________________________________________________________________________

ZeROChA’nın Kutsal Patrik Hazretleri 10. Yuhanna’nın Ziyareti

 

Köln’deki kilise cemiyetlerimizin Hl. Gergios, St. Dimitrios, Kutsal Patriğimiz 10. Yuhanna ve Metropolit Hazretleri İsaak Barakat’ın konuğuyduk. Bu büyük etkinliği organize eden ilk sırada sevgili cemiyetlerimize, cemiyet üyelerine ve bilhassa bu fevkalade yemekleri hazırlayan bayan kardeşlerimize, yönetim kuruluna ve başkanları sayın Gazel Mızıkacıoğlu ve Musa Çifçioğlu’na canı gönülden teşekkür ederiz.

 

ZEROChA e. V., Ekim 2016'da "Suriye Savaşı kurbanları için yardım ve Barış " sloganı altında bir yardım kampanyası başlatmıştı. Suriye'deki savaş mağdurları adına başlatığımız bu yardım kampanya, uzun ama maalesef çok taşlı bir yol arkamızda bıraktığımızı ve buna rağmen bu yardım kampanya, savaş mağdurları adına çok başarılı sonuçlandığını vurgulamak isteriz. Toplam 5000 broşür, 300 afiş basıldı ve Almanya çapında dağıtıldı. YOL TV’de kampanya tanıtımı, bir gazete röportajı ve Rum Ortodoks Kiliselerine bağlı olan halkımıza ve cemiyet yönetim kurullarına bu yardım kampanya hakkında bilgiler sunuldu ve buna kaynaklı, birlik olmamızın çabası sayesinde, başarılı bir yardım kampanya olmasına bu neden olmuştur.

 

 

Toplanan eşya bağışı detaylı sıralıyacak olursak, kadın, erkek ve çocuk giyisi, battaniye ve bisikletlere beraber toplam 9.02 ton bağış yapıldı. Bu sıralanan eşyaların çoğu yeni idi. Diğer eşyalar yanı sıra bir ultrason cihazı ve kalp ölçü cihazı gibi tıbbi cihazlar da bağışlandı. Gıda’dan bir ton makarna ve dört yüz kilo pirinç bağışlandı. Toparlanan bağışların toplam değeri yaklaşık 70.000 avro, para bağışları ise yine 6.000 avro ilave edildi. Toparlanan eşya bağışlarını bir konteynere sığdırarark, Lazkiye / Suriye’ye gemide böylece deniz yolu ile sevk edilerek Şam’deki patrikhanemize ulaştırıldı. Konteyner, 08.09.2017 tarihinde Lazkiye'ye vardı.

 

8 Eylül 2017'den 14.09.2017'ye kadar Doğu ve Uzak Doğu, Rum Ortodoks Hristiyanların ruhani lideri, Antakya'nın kutsal Patriği 10. Yuhanna, Almanya'ya konuk olması iyi bir fırsattı. Ziyareti sırasında, Münster'te bir kongreye davet edildi. Köln’deki Rum ortodoks cemiyetlerimizin, Hl. Georgios ve St. Dimitrios düzenlediği patrik Hazretlerini karşılama etkinliğinde, cemiyetlerimizin davetlisi olarak Patrik Hazretleri ile ve halkımız ile bir ararya geldik. Bu etkinlikte, para bağışını ve sembolik olarak malların (konteynerlerin) bağışını Patrik Hazretlerine teslim ederek, bu başarılı yardım kampanyasını sona erdirebildik. ZeROChA e.V. yönetim kurulu bu etkinlikte yardım kampanyanın gidiş hattı hakkında bilgiler ve ayrıca bu kampanyayı destekleyen cemiyetlerimize ve yardımda bulunan tüm kardeşlerimize bir teşekkür mesajı vermek amacı ile bir konuşma yapabildi. Bu yardım kampanyasını başarılı olmasını sağlayan birinci sırada, Rum ortodoks halkımıza, Alevi, Sünni ve Ateist kardeşlerimize ve Alman halkına teşekkür ederiz. Ayrıca Köln’den Hl. Georgios ve St. Dimitrios, Hamburg St. Petrus, Avusturya/ İnnsbruck St. Georgios, Stuttgart St. Johannes Der Täufer, Mannheim St. Petrus ve Aschaffenburg’ta St. Paulus cemiyetlerimize büyük bir teşekkür borçluyuz. Kutsal Patrik Hazretleri, Suriye’deki savaş mağdurları adına “Antakyalı Rum Ortodoks Hristiyanların Kültür Koruma ve Genişletirmenin Merkez Konsey’ine” (ZeROChA) teşekkür edererek gelecek organizasyonlarımızda başarılar dileyerek etkinlikten ayrıldı.

 

 ZeROChA e. V. Yönetim Kurulu 

 

„Hawar – Meine Reise in den Genozid“

Ein Treffen mit der Journalistin Düzen Tekkal

In Heilbronn war ich stellvertretend für den Zentralrat Orientalischer Christen in Deutschland e.V. und dem Zentralrat zur Förderung und Schutz der Kultur der Rum-Orthodoxen Christen von Antiochien e.V. zu Gast bei Düzen Tekkal, einer Frau, die sich für viele Minderheiten, besonders die Jesiden, einsetzt. Doch Düzen Tekkal ist mehr als nur eine Menschenrechtlerin. In Heilbronn zeigte sie ihren Film „ Hawar – Meine Reise in den Genozid“ und stellte das dazugehörige Buch vor. Sie macht sich für diejenigen stark, die nicht mehr die Kraft dazu haben und zeigt der ganzen Welt in Form ihres Buches, Filmes und in Talkshows, was sie im Nahen Osten zu sehen bekommt und sich dort abspielt.

Ihr weltweiter Einsatz für die Rechte der verfolgten Jesiden ist beeindruckend. Deren Leid im Nahen Osten ist unbeschreiblich tragisch: Frauen und Kinder werden vom IS vergewaltigt, ermordet oder versklavt. Im Irak wurden Hunderttausende Jesiden getötet oder mussten aus ihren Wohngebieten fliehen. Genau für sie macht sich Düzen Tekkal stark. Nach ihren Angaben ist die Zahl der noch im Irak lebenden Jesiden von einer Million auf eine halbe Million Menschen gesunken. Bei anderen Minderheiten, wie z.B. den Christen, sind die Zahlen genauso dramatisch oder noch erschreckender. In manchen Städten des Irak sind Minderheiten völlig verschwunden. Sowohl Düzen Tekkal als auch der Vorsitzende des Zentralrats Orientalischer Christen in Deutschland, Simon Jacob, haben immer wieder davor gewarnt, dass der islamische Terror teilweise hier in Europa seinen Kampf austragen wird. Leider bestätigen sich nun ihre Vorwarnungen, dass man mit Anschlägen durch den IS in Europa und auch in Deutschland rechnen müsse.

Leider stießen diese Warnungen in der EU - Politik damals auf taube Ohren. Dennoch haben sie gelernt nicht aufzugeben, sondern setzen sich weiterhin für Bedürftige und Kriegsgeschädigte ein. Wir bedanken uns bei Düzen Tekkal für die fruchtbaren Gespräche und wünschen ihr für ihre weitere Arbeit viel Kraft und Erfolg.

Ferit Tekbas
Vorstandsmitglied ZOCD & ZeROChA

Bildquelle: hawar.help

-------------------------------------------------

Zentralrat Orientalischer Christen in Deutschland e.V. – Wie finanzieren wir uns?

Der Zentralrat Orientalischer Christen in Deutschland ist ein Zusammenschluss engagierter Christen verschiedenster Determinationen, der es sich zur Aufgabe gemacht hat, kritisch, objektiv, fair und gerecht Themen medial und politisch anzugehen, die für eine demokratische Gesellschaft von existenzieller Bedeutung sind. 
Unser Fokus liegt auf den Medien und der Politik, welche wir als Teil der hiesigen Gesellschaft im positiven Sinne mitgestalten möchten und sollten. 
Ohne Vorurteile, aber mit dem klaren Auftrag, faktenorientiert, gefährlichen und die Gesellschaft spaltenden Entwicklungen entgegenzuwirken.

Unsere gesamten Aktivitäten werden fast ausschließlich durch Spenden und Mitgliedsbeiträge finanziert. 
Ohne diese könnten wir die redaktionelle Arbeit nicht aufrechterhalten.

Gerne können Sie uns bei unserer wichtigen Arbeit unterstützen. 
Dies in Form einer Spende, die steuerlich absetzbar ist oder durch eine Mitgliedschaft in unserem Verein als ordentliches Mitglied oder Fördermitglied. Die Mitgliedschaft kostet lediglich 50,- € im Jahr und ist ebenfalls steuerlich absetzbar ist. (Ordentliche Mitglieder können Christen aller Kirchen werden, die das Mindestalter von 16 Jahren erreicht haben. Fördernde Mitglieder des Vereins können juristische und natürliche Personen werden, die keiner Konfession angehören oder das 16. Lebensjahr noch nicht erreicht haben)

Es obliegt Ihnen, ob Sie uns einmal oder regelmäßig, mit nur ein paar Euros oder mehr, unter die Arme greifen wollen. 
Wir freuen uns über jeden Cent.

Spendenkonto:

Zentralrat Orientalischer Christen in Deutschland e.V.
Commerzbank München
IBAN: DE33 7004 0048 0741 0395 00
BIC: COBADEFF700

Link zur Mitgliedschaft: 
http://www.zocd.de/mitgliedschaft/

Seite 1 von 2
Top
Diese Website nutzt Cookies von Google, um bestmögliche Funktionalität bieten zu können. Durch die Nutzung dieser Website erklären Sie sich damit einverstanden, dass sie Cookies verwendet. More details…